Etkinlikler

ETKİNLİKLER

SanatiFelsefeyleFelsefeyiSanatlaAnlamak

Düzenlendiğim sanat felsefesi atölyelerinde insanın anlam arayışının iki farklı yansıması olarak sanat ve felsefenin ortak tarihinin izini sürmeye çalışıyoruz. Atölye boyunca dönemin sanatını o döneme hakim felsefe odağında, ya da tam aksine, dönemin felsefesini dönemin sanatı odağında ele alarak çağın ruhunu yakalamaya çalışıyoruz. İmge ve kavramın iş birliği diyorum ben buna.

Sanat felsefesi etkinliklerine paralel olarak retorik, etik, estetik, teknoloji gibi belirli bir konuyu farklı açılardan ele alan düşünürlerin metinlerini irdeleyen okuma serileri düzenliyorum. Bu şekilde tek bir sorunun nasıl farklı şekillerde sorunsallaştırıldığını gördükten sonra üzerinde tartışabileceğimiz bir zemin yaratmayı amaçlayacağız.

Sık Sorulan Sorulara

✣ Katılmak için herhangi bir yeterlilik seviyesi gerekmiyor, herkese uygun.

✣ Etkinlikler zoom üzerinden gerçekleşiyor. Katılabilmeniz için gerekli link 24 saat önce e-posta adresinize gönderiliyor. Etkinlikte video kaydı alınmıyor.

✣ Ortalama 45 dakikalık sunumun ardından tartışma oturumu yapılıyor. 90 dakika sürmesi hedefleniyor fakat kimi zaman katılımcıların yoğun ilgi ile gösterdikleri tartışmalar sebebiyle iki saati aştığı da oluyor. Özetle hiçbir etkinlikte dakika hesabı yapılmıyor.

 Bilet almak için aşağıda yer alan takvimde ilgili etkinliğe tıklayarak “Bilet Al” sekmesine ulaşabilirsiniz. Ayrıca her atölyede lisans öğrencilerini misafir etmekten memnuniyet duyarım. Öğrenci başvurusu için: 
https://forms.gle/G71KFbnZEyidcqLBA

Etkinlik

20. yüzyılda sıradan şeyleri sanat eseri haline getiren nedir? Felsefe ve sanatın paralel okuması sayesinde çağdaş sanatı “sanat” yapan şeyin ne olduğunu sorgulayacağımız yüz yüze atölye 25 Aralık Cuma günü Beyoğlu, Galata’da yapılacak. Etkinlik süresi 2 saat, kontenjan sınırlıdır. 

Mail ile ileteceğim saatte belirtilen konumda buluşuyor ve İstanbul Modern Sanat Müzesi’ni geziyoruz. Öncelikle koleksiyonu, sonrasında Etkileşimler adlı güncel sergiyi ziyaret ederek; diğer disiplinlerle ilişkisi ve çağdaş teoriler odağında sanat eserleri üzerine tartışıyoruz.

Kontenjan sınırlıdır. 

Bu atölyede Platon’un idea’larından Aristoteles’in katharsis’ine uzanacak, Antik Yunan sanatında biçim ve değerden söz edeceğiz. Her ne kadar odak noktamız sanat olsa da bu amacımızı gerçekleştirirken bir yanıyla da Platon felsefesinin genel hatlarını konuşacağız.

Söylemin içeriği kadar söylenme biçiminin de önem kazandığı Antik Çağ’da retorik sanatı toplumsal hayatın önemli bir parçasını oluşturuyordu. Günümüzde de iletişim bilimlerinden politikaya pek çok farklı alan bu pratiğin esaslarından faydalanarak modern bir retorik oluşmasını sağladı.Sofistler, Platon, Aristoteles ve Cicero’nun metinleri odağında konuşma ve ikna sanatını ele alacağımız bu atölye 2 hafta, toplamda 4 saat sürecektir. Konunun takibinin sağlanabilmesi adına iki etkinlik için tek bilet satılmaktadır.

“Nasıl Yaşamalı?” sorusuna yanıt aradığımız etik serisinin ilk oturumunda Sokrates felsefesinin genel hatları ve daimon kavramını ele alacağız.

“Nasıl Yaşamalı?” sorusuna yanıt aradığımız etik başlıklı serinin ikinci oturumunda konuk düşünürümüz Aristoteles’in Nikomakhos’a Etik adlı kitabını konuşuyoruz.

“Nasıl Yaşamalı?” sorusuna yanıt aradığımız etik serisinin üçüncü oturumunda Stoa felsefesini önde gelen temsilcilerinin metinleri odağında konuşacağız.

“Nasıl Yaşamalı?”sorusuna yanıt aradığımız etik başlıklı serinin dördüncü oturumunda konuk düşünürümüz Kant’ın Pratik Aklın Eleştirisi adlı kitabına odaklanıyoruz.

“Nasıl Yaşamalı?”sorusuna yanıt aradığımız etik serisinin beşinci oturumunda konuk düşünürümüz Jeremy Bentham ile faydacı ahlakı (pragmatizm) tartışacağız.

“Sanat öldü!” diyen Dadaistlerin sanat yapıtlarını “Tanrı öldü!” diyen Nietzsche’nin felsefesi odağında yorumlayacağız. Belki de dadaizm (sanatçılarının iddialarının aksine) sanıldığı kadar saçma değildir! 🙂

Sigmund Freud, 1917’ de yapmış olduğu Leonardo ve Michelangelo çalışmaları ile bir sanat eserinin derinliklerinde yatan bastırılmış dürtüleri görünür hale getirmeye çalışır. Freud’un rehberliğinde Rönesans’ın dahilerinin bilinçaltına doğru yol alalım.

Kandinsky, Malevich ve Mondrian’ın resimlerinden yola çıkarak Husserl fenomenolojisinin “Şeylerin kendisine dönelim!” sözüyle ne kastettiğini anlamaya çalışacağız. 

Martin Heidegger Varlık’ın asli anlamını kavrayabilme olanağını sanat eserinde görür. Onun Van Gogh’un Bir Çift Ayakkabı adlı resmine yaptığı inceleme odağında varlık, sanat yapıtı ve insan arasındaki ilişkiyi inceleyeceğiz. 

Jean Paul Sartre ve Albert Camus’un rehberliğinde çağımızın yeni felsefi fenomeni haline gelmiş varoluşçuluğu konuşacak; resimden şiire, heykelden sinemaya sanata olan yansımalarından söz edeceğiz.

Kelimeler ve işaret ettikleri nesne arasında zorunlu bir ilişki olmadığını söyleyerek dilde anlam sorununa dikkat çeken Ferdinand Saussure’ün fikirlerinin Sürrealizm akımında nasıl yankı bulduğunu göreceğiz. 

Güncel sanatın kuramsal alt yapısını büyük ölçüde post-yapısalcılık olarak adlandırılan felsefi eğilim oluşturur. Post-yapısalcılık, bu eğilimi gösteren düşünürlerin sistematik bir argüman etrafında toplandıkları bir okul olmaktan ziyade 1960’lı yıllardan itibaren kartezyen geleneğe temellenen, aydınlanmacı özne kavrayışına karşı yürütülen eleştirileri ifade eder. Atölyede bu eleştiriler odağında felsefe ve sanatta değişen özne kavrayışını konuşacağız.

Zihin felsefesindeki temel problemler ve kavramları tartışacak bu atölye serisi, 17.yüzyılda ortaya atılan fikirlerden başlayarak monizm, düalizm, panpsişizm gibi başlıca yaklaşımları alt başlıklarıyla ele alacak ve sonrasında bunların kıta ve analitik zihin felsefesindeki çağdaş yansımalarına odaklanacak. Ayrıca bu tartışmaların özgür irade, benlik gibi uzandığı diğer kavramları soru konusu edinecek.Bu atölye serisi 3 hafta, toplamda 6 saat sürecek. Konuda devalılık şartı olduğu için başlangıçtan itibaren katılmayanlar ikinci haftadan itibaren katılamayacak.