Etkinlikler

ONLINE ATÖLYELER

SanatiFelsefeyleFelsefeyiSanatlaAnlamak

Düzenlendiğim sanat felsefesi atölyelerinde insanın anlam arayışının iki farklı yansıması olarak sanat ve felsefenin ortak tarihinin izini sürmeye çalışıyoruz. Atölye boyunca dönemin sanatını o döneme hakim felsefe odağında, ya da tam aksine, dönemin felsefesini dönemin sanatı odağında ele alarak çağın ruhunu yakalamaya çalışıyoruz. İmge ve kavramın iş birliği diyorum ben buna.

Sık Sorulan Sorulara

✣ Katılmak için herhangi bir yeterlilik seviyesi gerekmiyor, herkese uygun.

✣ Etkinlikler zoom üzerinden gerçekleşiyor. Katılabilmeniz için gerekli link 24 saat önce e-posta adresinize gönderiliyor. Etkinlikte video kaydı alınmıyor.

✣ Bir saatlik görsel sunumun ardından tartışma oturumu yapılıyor. 90 dakika sürmesi hedefleniyor fakat kimi zaman katılımcıların yoğun ilgi ile gösterdikleri tartışmalar sebebiyle iki saati aştığı da oluyor. Özetle hiçbir etkinlikte dakika hesabı yapılmıyor.

 Bilet almak için aşağıda yer alan takvimde ilgili etkinliğe tıklayarak “Bilet Al” sekmesine ulaşabilirsiniz. Ayrıca her atölyede beş öğrenciyi misafir etmekten memnuniyet duyarım. Öğrenci başvurusu için: https://forms.gle/ikLT6FbJsE96H9Aa9

Etkinlik

Bu atölyede Platon’un idea’larından Aristoteles’in katharsis’ine uzanacak, Antik Yunan sanatında biçim ve değerden söz edeceğiz. Her ne kadar odak noktamız sanat olsa da bu amacımızı gerçekleştirirken bir yanıyla da Platon felsefesinin genel hatlarını konuşacağız.
Bu atölyede İsa’nın doğumu ile birlikte antik felsefe ve sanatın yaklaşık on yüzyıl boyunca nasıl Hıristiyanlaştığını, Avrupa düşüncesi ve sanatsal üretimi üzerindeki kilise etkisini konuşacağız. Skolastik felsefenin sanattaki izdüşümünü anlamak adına yeni bir görme biçimine ihtiyacımız olacak.
Bu atölyede 14. yüzyılın sonundan itibaren yaşanan ekonomik, politik ve bilimsel gelişmeler odağında sanat ve felsefede yaşanan ‘kısmi’ sekülerleşmenin izini sürmeye çalışacağız. Neden kısmi derseniz, Rönesans sanatçıları hiç de sanıldığı kadar özgür üreticiler değil! Leonardo Da Vinci, Michelangelo, Raffaello gibi üstatların hamileriyle yaptıkları sözleşmelerden, eserlerindeki alegorilere yol alacak,  kutsal metinlerin ilgili bölümlerini okuyacağız.
Immanuel Kant’ın Saf Aklın Eleştirisi, Pratik Aklın Eleştirisi ve Yargı Yetisinin Eleştirisi adlı üç kritiğinde gerçekleştirmeye çalıştığı projesini özetleyerek felsefede yaşanan bu Kopernik Devriminin güzel sanatlara nasıl yansıdığını konuşacağız. 
“Sanat öldü!” diyen Dadaistlerin sanat yapıtlarını “Tanrı öldü!” diyen Nietzsche’nin felsefesi odağında yorumlayacağız. Belki de dadaizm (sanatçılarının iddialarının aksine) sanıldığı kadar saçma değildir! 🙂
Sigmund Freud, 1917’ de yapmış olduğu Leonardo ve Michelangelo çalışmaları ile bir sanat eserinin derinliklerinde yatan bastırılmış dürtüleri görünür hale getirmeye çalışır. Freud’un rehberliğinde Rönesans’ın dahilerinin bilinçaltına doğru yol alalım.
Kandinsky, Malevich ve Mondrian’ın resimlerinden yola çıkarak Husserl fenomenolojisinin “Şeylerin kendisine dönelim!” sözüyle ne kastettiğini anlamaya çalışacağız. 
Martin Heidegger Varlık’ın asli anlamını kavrayabilme olanağını sanat eserinde görür. Onun Van Gogh’un Bir Çift Ayakkabı adlı resmine yaptığı inceleme odağında varlık, sanat yapıtı ve insan arasındaki ilişkiyi inceleyeceğiz. 
Jean Paul Sartre ve Albert Camus’un rehberliğinde çağımızın yeni felsefi fenomeni haline gelmiş varoluşçuluğu konuşacak; resimden şiire, heykelden sinemaya sanata olan yansımalarından söz edeceğiz.
Kelimeler ve işaret ettikleri nesne arasında zorunlu bir ilişki olmadığını söyleyerek dilde anlam sorununa dikkat çeken Ferdinand Saussure’ün fikirlerinin Sürrealizm akımında nasıl yankı bulduğunu göreceğiz. 
Güncel sanatın kuramsal alt yapısını büyük ölçüde post-yapısalcılık olarak adlandırılan felsefi eğilim oluşturur. Post-yapısalcılık, bu eğilimi gösteren düşünürlerin sistematik bir argüman etrafında toplandıkları bir okul olmaktan ziyade 1960’lı yıllardan itibaren kartezyen geleneğe temellenen, aydınlanmacı özne kavrayışına karşı yürütülen eleştirileri ifade eder. Atölyede bu eleştiriler odağında felsefe ve sanatta değişen özne kavrayışını konuşacağız.
Günümüzde tüm nesneler sanat yapıtı haline gelme potansiyeline sahipse şeyleri kendi araçsal mevcudiyetinden sıyırarak bir sanat yapıt haline getiren koşullar büyük önem kazanır. Örneğin bir tuğlanın ne zaman sanat yapıtına dönüştüğü üzerine felsefenin araçlarıyla tartışacağız.